DECCAL'İN HATIRI.

bilip etmeden havalara girmiş, âşık olmuş, kendini hülyalara kaptırmış, hayaller kurmuş, gece yetmemiş, gündüz düşleri de görmüştü. fazla kesmişti ayaklarını yerden, fazla havalanmıştı. şimdi ise al, ne kadar yükselirsen o kadar fazla görünüyordu kıçın. al buyur. ne kadar yükselirsen o kadar fena düşüyordun. ne kadar besleyip büyütürsen ümidini, o kadar pis bozum oluyordun. ne kadar âşık olursan o kadar yanıyordun.
bunlara kızıyordu.
bir de şu var ki, ne kadar kaptırırsan eteğini aşka, o kadar güzel yaşıyordun. yarın sünnet olup haşefeyi kaptıracağım diye lunaparka gitmişken oynamayan çocuk olur muydu lan? yarın bayram'ı kaptıracağım diye kös kös otursa, surat asıp dursa, ah vah etse daha mı iyiydi sanki? oh olmuştu. iyi ki de çıkarmıştı tadını. iyi ki de hiç tereddüt etmemiş, sarılıvermişti fıstığına. iyi ki evine almış, iyi ki her nefesini solumuş, her damla terine bulanmıştı.
bunları ise takdir ediyordu.

devamını okumasam mı diyorum.
iyiydi ya valla buraya kadar misler gibi.