YIL SONU ŞARKISI.

anohni - i dont love you anymore

albümden en çok bu ağzıma takıldığından. 

ROMANTİKLİ.

ma: (yatağın kenarında çömelmiş) hayatım bi uyan
da: (tek göz hala kapalı) umpıfıgmph.. nooldu?
ma: elini uzat - yok, diğer elini
da: hım al?
ma: yüzüklerimiz geldi. (çok beğenilerek avustralyadan sipariş edilmiştir - evet kıta olan. o yüzden gemidir gümrüktür gelene kadar göbek çatlatmıştır)
da: hiiiii!!
(yüzükler takılır, gözler hafif buğulu öpüşülür)
da: seni çok seviyorum
ma: seni çok seviyorum
(bu sırada oğlanlar heyecanla araya girmiş kuyruk sallayıp tepişmeye, yavşamaya, köpeklik gereklerini yerine getirmeye başlamıştır)
da: öpün bakayım siz de annenizi (büyük ma'nın yanağa iki dil atar) sen de beğendin mi oğlum? (küçük da'nın ona uzattığı eli ufaktan yalar)
(kedi bi köşede umarsızca horul horul uyumaktadır.. kedi işte. şerefsiz. kendisi de bir miktar kedi olan da biraz sırıtıp yorgan tepikledikten sonra büyük bir huzur ve mutlulukla uyumaya devam eder. ma da ne yapsın, çalışmaya.)

BUNDAN SONRA KEDİLİ KÖPEKLİ BLOGTUR.



30 yaşımdan sonra hayvanlı hayata adım attım. küçükken çok istemiştim ya her hayvana ayrı itiraz gelmişti tabii, yok evde olmaz yok tüyü yok temizliği vs. hayvan sevgisiymiş falan neyse de, ben şimdi hayvan sahibi olmanın yeni aydığım faidelerinden bahsetmek istiyorum.

vampir gibi yaşamalar falan bitti arkadaş. uykuya dalmadan önce yatakta saatlerce debelenen ben, kıyamadığımdan kolumda bacağımda uyuyan kediyi/köpeği uyandırmıcam diye mum gibi yatıyorum, sonra bi bakıyorsun hop uyumuşum kolayca. uyanma kısmına gelince, 10 saat uykuyu seven, yataktan kalkmak bilmeyen bendeniz ya yastıkların arasında gömüldüğüm halde burnuma sinsi bir kedi patisiyle ya da şşlop diye köpek yalamasıyla çat diye uyanıyorum, hele itler öyle heyecanlı, öyle bi kuyruk sallayarak uyandırıyorlar ki mutlu kalkmamak mümkün değil o yataktan.

sanki sokaklarda aç kalmış, kendilerine mama verilmiyormuş gibi ağzıma attığım en ufak şeyde miyk miyk, baw baw ve onlar işlemezse masum masum "ne yani bana vermicek misin bakışları" en ağır silahları. az yemek, rejim yapmak mı istiyorsunuz, kedi köpek alın tamam. sadece rejim değil, işin bir de spor kısmı var. ev kuşu olmanın, bi de üstüne evden çalışmanın getirdiği doğal bir sonuç olarak günlerce evden çıkmaması muhtemel olan ben, sabah akşam köpekleri gezdirme sorumluluğu bir tek benim üzerimde olmasa da her gün en az bi sokağa çıkıp, kısa da olsa bi hava almış oluyorum. tabii bu köpek gezdirmeler her zaman yürüyüş modunda olmuyor, hem egzersiz olsun, hem de hayvanın gönlü olsun diye koşmak isteyince onlarla birlikte deli danalar gibi koşuyorum mahallenin sokaklarında. buyrun işte ölse spor yapamayacak olan bana mini spor. bunun bi de ev içi koşturmalı versiyonu var hatta, dilim sarkıp iki büklüm olana kadar oynaşıyorum itlerle. kedinin gece azma saati gelince de oğlum dur, oğlum yapma diye sağı solu kollamak, oğlanı kovalayıp peşinden toplamak modu da cabası.

biri geliyor sırnaşıyor, kafana çıkıyor gurgurgur, öbürü durup dururken karnını açıyor önünde hadi sevsene diye, diğeri ağzında topla sevimli sevimli gelip oyun istiyor, sarılıyorsun, seviyorsun, oynuyorsun - aha ne sinir kaldı, ne stres. gelip bizzat bana bulaşmasalar bile bu gerizekalıların saçma salak bi şey yapmadığı, insana kahkaha attırmadığı gün yok. birbirleriyle oynamalarını izlerken erimemekse imkansız. bol kahkahalı, bol sevgili, bol hareketli hayatımızın en büyük parçası 3 hayvan.

p.s. altıncı ayımızı dün kahvaltı sonrası bi öpücükle kutladık. hala domestik, hep domestik, yaşasın domestik.

FAMILY&FRIENDS.


gülbin, maya, ebru, nebze, gizem  saran, dua.

ekin, huri, gülçin, özhan, kani, habibe, banuyla fasulyesi, kıvanç, gizem  saran, maya, dua, onurla arin, umut, orçun.

ANOTHER SIESTA.

ma: güzel kestirdin mi?
da: ölü gibi uyumuşum yahu.
ma: arada beni azarladın farkında mısın?
da: yoo, ne diye?
ma: parmaklarımı çıtlatıyorum diye. homurdandın.
da: aha hiç farkında değilim. kadın bilinci yerinde değilken bile huysuz!
ma: kadını bu yüzden seviyoruz.
da: emin misin?

150 DAYS OF.

domestik hayatta kaybolmuş bi buçuk ay. hastanesi, sokaktan kucaklanıp eve alınan kedisi, puzzleı falan derken. 

100 DAYS OF

🐨🐨🐨🐨🐨

YAZLIKÇILAR.

çocuklarla yolmuş.

tuz gölüymüş.

balkonmuş.

köy kahvaltısına gitmekmiş.


ÇOLUK ÇOCUK.

çalışmana müsaade etmeyi kesinlikle düşünmüyorum, ne var.

ne yiyosun ki güzel koktu, bize de versene. 

seviyoruz da ondan kafanda uyuyoruz herhalde, kıymetini bil. 

TARLABAŞI.

kapı pencere takıntım vol bilmemkaç.



50 GÜN.

de insanın hayatı nasıl değişebiliyor.

KAYAKÖY.

güneş doğurmak, çimmek, kitap okumak, puzzle yapmak, bulut seyretmek vs temalı.












bonus: puzzle ın bitmiş hali & "baz istasyonlarının gücü adına!"


KOCAKÖY & SİVRİCE.

güneş batırmak, balık yemek, kafa dinlemek, bol bol kahkaha atmak vs temalı.