FEEL GOOD LIST.

- goodnight, sweetie.

DOES YOUR LOVE HURT AS MUCH AS MINE?

In Caprica’s jail cell.

Lampkin [Baltar's attorney]: I understand that you had a romantic relationship with my client.

Caprica: Gaius Baltar is a brilliant, gifted human being. In the time I’ve known him, he’s made a sport out of mendacity and deception. He was narcissistic, self-centered, feckless and vain. I’m the one who should have stabbed him.

President Roslin: [watching the interview behind the glass] Things are looking up.

Lampkin: Love. A precocious evolutionary move, fashioning cylons to be capable of experiencing it. I don’t know if it was engineered as a tactical imperative, but it’s not for the faint-hearted, is it?

Caprica: No, it’s not.

Lampkin: Maybe you should have been nicer to your mechanic. Well, perhaps cylon love is not the same as human love. Perhaps it’s designed to hurt a little less.

Caprica: How would you know?

Lampkin: I loved a woman. Beautiful, beautiful woman... But so serious. This frowning face trapped in the middle of a daisy. She had a way of walking. Processional. As if she were on her way to her own execution. We had ten years. Then it fell apart under its own weight.

Caprica: Is that what you wanted?

Lampkin: I thought that if I could get over her, I could get over anything. I could endure, conquer, be a man. Stand up to any and all kind of punishment. I clung to an empty, spinning bed for months. And that... That is when I finally realized how much I loved her. ...If I needed all that strength, what was the point? I needed to be with her.

Caprica: Did he... ask about me? Gaius?

Lampkin: He wanted to know if you were well. He wanted you to know that he misses you. Loves you. And because he can’t be here to tell you, he gave me this to give to you. [places a pen on the table] He uses that at the risk of grave reprisal to express his feelings, to put his world into some kind of recognizable order. To be heard. He kept it hidden because he knows he will not get another. [Caprica picks up the pen] He wants you to have it... because without you it has no meaning. He wants you to have it because he would do anything – anything – to be with you again.

Caprica: Well that’s a shame, isn’t it? [puts down the pen] Since they’ll never let me keep it.

Lampkin: You understand that your days are owned and tallied by these people. The ones out there, watching us. I think you realize what’s likely to become of you. I couldn’t help you if they paid me ten times what they offered me for Baltar. You won’t get a trial. Not even a bad one. So, I have to ask you... does your love hurt as much as mine?

Caprica: ...Yes.

President Roslin: I feel like part of our world just fell down.

PATATES.

d.

s.
ohaaaa
baya iyi lan!
d.
B)


...


s.
[photo]
d.
çok net yazarım.
s.
asgafdjandbkeba
d.
bugün bi körler sağırlar yaptık galiba?
hem de sb falan sanatlısından :p
s.
bize yakışanı da bu ;)
d.
hahaha fakat bu pathetic bi tat verdiğimiz gerçeğini değiştirmiyor ^.^
s.
bize yakışanı da bu?
d.
ahahshahshsj

B-|

benim muhterem valide hale aral insan okumada nasıl deli iyi, yaptığı yorumlar da insanın aklını nasıl alır az çok malum yakın çevrede. ve geçen yine yaptı ricardoyla ilgili bi vuruş, onu anlatıyorum derken çok ani bi vuruş daha geldi:

12 AĞUSTOS BU YIL DA EN GÜZEL ŞARKILARLA KUTLANDI.

we have a map of the piano
the ballad of the broken birdie records

TECRÜBEYLE SABİT.

ya adam kamp bungalovundan otel suitine her yerde horluyor, o yüzden nereye gitsek ben uykusuzluktan maymun oluyorum, huysuz oluyorum, onu uyandırsam bi dön diye aynı şey ona da oluyor haliyle falan. fakat ikidir son gün geliyoruz bizim eve, benim yatağımda bebek gibi mışıl mışıl uyuyor adam. ben tabii bu sefer "gidecek ya şu kadar saat kaldı ühühü" moduyla uyuyamıyorum, o ayrı.


SAAT SAYMAYA GEÇİYORUZ, PAZARA ŞURDA NE KALDI.




ek olarak bir nağme kan yorumu:
hahaha su yolu ettirmişsin adama türkiyeyi, helal olsun :))))

AXEI.

konuşurken bu gerçekten sensin di mi diye sorduğum gibi sabah uyandığımda rüya mıydı diye kontrol ettim.

İYİSİYLE KÖTÜSÜYLE DİL BARİYERİ.

d: yoğun istek üzerine al fotomuz
(görüntü)
n: oyy tipini yediğimin!
şimdi kahkaha atıcan sorucak ne diye
çevir kolaysa bunu hahaha
d: ajhsgdhajhja
aferin.

---------

d: "sure" dedim.
s: why is that good yarraam yazsaydın
d: asghdajgja
bak işte
eşşoğlusu, yarraam.
bunlar yeterli sebep gavurla çıkmamaya.
kullanmak istiyorsun olmuyor.
s: amına koyayım yok herşeyden önce
d: HAH!

WOULD YOU GO TO SINGAPORE WITH ME?

yaşamak için olanı kastediyor, gezmeye turist olmaya değil. istanbula gelme olasılığı da hala var, birinden biri diyor. ki uzak hikayeler, ben bi yeni pasaportu çıkartayım dubaiye gideyim de hele... gerisini zamanı gelince düşünürüz. ha bu arada cevap olarak da seninle her yere gelirim dedim. ofkors.

KABAK & KAPADOKYA.

kabakta bunu çektim, güneşten kaçıp nerede kitap okuduğumun resmidir. ricardo o sırada sahilde meditasyon mu yapıyordu, yoksa mağaraya gitmiş yüzüyor muydu, nerede ne yapıyordu hiç haberim yok.




kapadokyada da bunu çektim, hani her yer birbirinin aynı ya bi noktadan sonra, bu odanın manzarasıydı diye. ricardo tam turist moduna girip fotoğraf çekmeye sarılınca diyordum ben burada bekliyorum, sen git oyna. 


I'M RICARDO BY THE WAY.

haziranın 19unu 20sine bağlayan gece demiş ki gecenin bu saatinde napıyorsun demiş. bu arada biz döndük, tatil bitti. ayın 19u olmuş yine bi anda.

OH LALA, OEY.

elliot moss - slip. günün değilse de dünün şarkısı. dursun.

AĞBİYLE DENS.



pdd: soruya verilen cevabı "çok net" yaparsan direkt biz
ağbi: di mi di mi :)
hahaha
pdd: ahakdlkjls
kahkaha attım
hele "renk"
direkt sen
ağbi: di mi :)
diğeri de sen :)

WHATS A FEW THOUSAND KILOMETERS?

- its getting crazier right? we have lost it.
- i think we did. and it feels good :)
- hahahaha. again, you might be but im not used to it!
- can you imagine, if this works out it will be the most amazing story :)
- ah thats it. youre doing it for the story o.O
- yes. for our grandchildrens story :p dont be scared lol
- hmmm. we would make cute babies.
- ♥ ♥ ♥
- (: was it perfect again?
- you nail it every single time
- hahaha

KINAYA GİDEN MASUM UFO.

tüllü mumlu kınalı falan. çoacayip.


EN ŞAHANE.

boğulurken nefes almak gibi bazı insanlarla konuşmak görüşmek. hiçbir şey zor değil onlar varken, her şey yolunda değilse de girer elbet.

D.

petibörle eritme peynirin birlikte güzel gideceğini gösteren, en saçma dizileri bile paylaşıp muhabbetini yapabildiğim, ailem dışında numarasını ezbere bildiğim tek insan olan bi arkadaşım vardı - modu on bu aralar.

DUNNING-KRUGER EFFECT.

yorgunum yorgun. yoruldum.

UYU UYAN.

mistik ve 
mükemmel 
bir dündü.

MY MCDREAMY.

every kiss before the right kiss doesn't count anyway. i've kissed a lot of women. first time i kissed my wife... she wasn't my wife then, she was just this girl in a bar. but when we kissed, it was like, i gotta tell you, it was like i never kissed any other woman before. it was like the first kiss - the right kiss.


ya da mesela, charlie'nin altın bileti bulduğunda sevindiğinden daha çok mutlu oluyorsun, doğru olduğunda, doğru öpücüğü bulduğunda.

VE ŞİMDİLİK HER ŞEY TAMAM.

en azından büyük adımlar açısından. 

ufak tefek şeyler var tabii hala, mesela göz altı morluklarıma iyi gelecek krem aranıyor.

nağme: at kestanesi kremi
pdd: o ne lan. marka?
nağme: hasbam
ne markası
aktardan :)))
pdd: ben kim aktar yeri bilmek kim.
nağme: kaz ayaklarına da iyi geliyormuş bu arada
haberin olsun yani :)
pdd: o ne laaan?!
nağme: hahahhahahhaha
göz kenarı çizgileri
yaşmız geldi ya
bil dedim
pdd: oha böyle bişeyi sen nerden biliyorsun ya?
nağme: kızım yaşlılarla takılmak nasıl bişi bilion demi?
pdd: haa. valla benim anneannemde bile yok böyle şeyler, annemi zaten biliyorsun.
nağme: siz elitsiniz kızım
huzurevi takılıyorum ben :)))
pdd: elitler bilmez mi esas kaz ayağı nedir falan. yurdum kadını ne umursar bunu.
nağme: ay kırışıklıklarım var der elitler
kaz ayağı diyenler mahallesindeki aktarın yerini bilenler
:))))
pdd: agjahsgdjadaj
tamam. pardon.
nağme: ahahahahahah
pdd: dur anneme sorucam bekle.
elit miyiz öğrencem.
nağme: sor bakiim :)))
pdd: rapor
annem kaz ayağı ne bilmiyor
ama aktar yeri biliyormuş, bi sürü hem de.
geçtik mi kaldık mı?
nağme: hahaha
en sevdiklerimdensiniz
pdd: böyle bi kıvırmak yok (:

GNOSSIENNE.

obscure sorrows sözlüğünde şöyle.

n. a moment of awareness that someone you’ve known for years still has a private and mysterious inner life, and somewhere in the hallways of their personality is a door locked from the inside, a stairway leading to a wing of the house that you’ve never fully explored — an unfinished attic that will remain maddeningly unknowable to you, because ultimately neither of you has a map, or a master key, or any way of knowing exactly where you stand.

DATED.

fark ettim ki merriam-webster baktığım kelimelerin çoğuna "is currently in the bottom 50% of lookups" diye düşük popülarite veriyormuş. 
1- gerizekalıyım, kimsenin sormaya gerek duymadığı kelimeleri arıyorum boyuna. 
2- ingilizcenin kullanılmaya gerek duyulmayan kısmıyla cebelleşiyorum, kolay gelsin bana.

p.s. duden da yapsa keşke böyle bişey, nerede durduğumuzu bilsek.

Ü.

yanlışlıkla ü ye basınca google ın ilk önerisi ütopya, ikincisi ümraniye oldu. "oraya gidemeyeceğine göre buraya git" hesabı. beğenmediysen üsküdar da var.

SHARON AGATHON.

sharon ın agathon olmasının ötesinde.. bi de bu vardı. seneler önce vurmuştu.

athena: how do you know? i mean, how do you really know that you can trust me?
admiral adama: i don't. that's what trust is.

COULD YOU LOVE A MACHINE?

şu daha önce hiç yer etmemişti. iki aydır falan dönüyor..

commander adama: boomer. did you love her?
chief tyrol: thought i did.
commander adama: well, when you think you love somebody, you love them. that's what love is. thoughts.

galiba daha önce kendimi hiç athena gibi hissetmediğimden.

(3,03 PERIODE)

xy kodundaki "input delay" n'olur kaldırılsın kampanyası.